Tabiattaki metafizik ve düşüncenin gücü.

Yaratılış Tabakaları

Yaratılış Tabakaları

Savaş sanatlarıyla (uzak doğu sporları diyelim anlaşılması açısından) uğraşanlar ve işin sadece tekme ve yumruk tarafıyla ilgilenmeyip manevi boyuta inmeye, özellikle uzak doğu savaş sanatlarında mistik havaya sokulan abartılmış kavramları incelemeye yönelenler METAFİZİK kavramıyla karşılaşmıştır.

Metafizik kavramının bir çok açıklamaları var ancak bu yazıda benim kullandığım kavram birçok kişi tarafından inanılan, geniş bir alanı kapsayan fizik ötesi fenomenleri (doğa üstü olayları), a- mistisizm, b- doğaüstü güçlere inanma, telepati gibi duyular dışı algılama, ve genellikle insan faaliyetlerinin kabul alanları dışında kalan kavramıdır.

Sayokan da manevi boyutla ilgilenmek demek Alp Eren’lik yolunda ilerlemek, kısaca kendini tanıyarak daha iyi bir insan olmak çabalarıdır. Savaşçi ruhunu taşımak ve aynı zamanda manevi yönden olgunlaşmak. Herkes kendi inanç sisteminde bu çalışmaları yapabilir. Müslüman bir Türk olarak, bu çabaları haliyle kendi kültür ve dinimiz içinde yürütmekde en doğal seçimdir. Okumaya devam et…

Korgan güz kampı 3 Ekim 2010 da sona erdi

Korgan güz kampı

Korgan güz kampı

Her şeyden önce kampa katılan arkadaşlara teşekkür ederiz. Fedakarlıklar göstererek bu beraberliğe sevinç katan arkadaşlarımızı kutluyoruz. Yurt dışından ABD, Azerbaycan, Belçika ve İran’dan Taygun ve Aybarlar ; Türkiye’den ise Ankara, Antalya, Aydın, Diyarbakır, Düzce,Çorum, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Malatya, Rize,Sivas ve Trabzon’ dan Taygun ve aybarlar iştirak ettiler. Ümit ederiz ki bir başka etkinlikte katılamayan arkadaşlarımızla da beraber olabiliriz. Bu kampın gayesi çok farklı idi. Son teknik gelişmeleri gündeme almanın yanında, bir de mana boyutunda bir gayesi vardı. Ümit ederiz ki bu gayeye ulaşılmıştır. Okumaya devam et…

Türk Savaş Sanatı Hakkında Genel Bilgi

Oncelikle, Turk Savaş Sanati Sayokan’in Turk kişiligine burunmesine katki saglayan Turk spor tarihcisi  Prof.Dr. Ozbay GUVEN  hocamiza, bilgilerinden istifade etmemizi sagladigi ve bizi dogru yonlendirdigi, Prof.Dr. Esen BEDER hocamizin manevi destekleri Doç.Dr.Yavuz TAŞKIRAN, Doç.Dor. Giyasettin DEMIRHAN ve Murat ÇILLI hocalarimizin spor bilimleri konusunda ki destekleri icin, Sayokan camiasi olarak saygilarimizi ve minnetimizi ifade etmeden gecemeyecegiz.

Turk Savaş Sanatı Sayokan – Etkılendıgı Turk Kulturel Motıflerı
Turk savaş sanati tanimlamasindan anlaşildigi gibi, Turk kultur, gelenek ve destanlarindan etkilenen Sayokan, yeni Turk neslinin de tarihimizde ki kahramanliklari, yigitlikleri hatirlamalari, ruhsal boyutunu yaşamalari, akil ve beden gucunun ortak kullaniminin kazandirdigi zevki tatmalari ilke edinilmiştir. Sayokan bir spor branşidir. Ve spor kavrami Turk spor tarihinde asirlarca yerini en canli bicimde korumuştur. Okumaya devam et…

Eski Türklerde Spor hakinda bilgi.

Milattan Önce 3000 yıllarında Orta Asya’da Türkler’in yaşamında atın büyük önemi olduğunu görmekteyiz. Çocukların çok küçük yaşta at eğitimine başladığı o dönemin belgelerinde rastlanmaktadır. Bu uğraşta kadınların da yeri vardı.

Türkler’in binicilikteki ustalıklarına, atla oynanan ve sportif değer taşıyan türlü oyun ve yarışlarla ulaştılar.

Günümüzde de Orta Asya ve Anadolu’nun bazı yörelerinde oynanan kaçma-kovalama nitelikli Gök-Börü, Kız-Börü ve Beyge oyunlarıyla, bir çeşit atlı hokey oyunu olan Çögen ve de savaş oyunu olan attaki cirit atma oyunlarında rastlamaktayız. Gök-Börü oyunu değişen lehçelerce Kökperi, Kopkeri gibi isimler de almıştır. Bu oyunda asıl olan kesilmiş ve içi temizlenmiş bir oğlak veya hayvanı eğeri ile bacakları arasına sıkıştıran ve dört nala koşan bir atlının, kendini kovalayan atlılara sınırlanmış bir alan veya alanda bir turu tamamlayarak puan alması biçimindeydi. Oyun tek kişiler veya gruplar arasında da oynanırdı. Özbek Türkleri’nde bu oyunu, üzerinde, sular, hendekler ve yükseklikler bulunan bir arazide oynadığını görüyoruz. Okumaya devam et…

Türk Sporları – Kuraş hakkinda bilgi.

Özbek halkının geleneksel güreş türleri 3500 yıl öncesine dayanan dönemi kapsamaktadır. “Kuraş” sözcüğü Özbekçe’den tercüme edildiğinde “Güreş” anlamına gelmektedir. Kuraş ile mücadele ve toplumsal spor olarak çoğu eski doğu literatür kaynaklarında karşılaşmak mümkündür. Bin yıl önce ortaya çıkan “Alpomış” Destanında bile “Kuraş” en sevilen ve saygıyla karşılanan, ayrıca söz konusu dönemlerde Özbekistan’ın tarihi topraklarında yaygın olan bir spor türü olarak ifade edilmektedir.

Çoğu eski ve orta çağ filozof ve tarihçileri kendi el yazmaları ve kitaplarında “Kuraş”dan bahsetmektedir. Doğunun büyük alimi ve fikir adamı İbni Sina, “Kuraş”ın vücudu ve ruhu desteklemenin en iyi yöntemlerinden biri olduğunu yazmıştır. Ancak Kuraş’ın ilk olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığı ile ilgili net bir bilgi şu ana kadar yoktur. Buna rağmen, Kuraş’ın en eski güreş türlerinden olduğunu birçok uzman desteklemektedir.  Okumaya devam et…

Türk Sporları – Kısa Şalvar Güreşimiz hakkinda bilgi.

Genellikle Kahraman Maraş İl merkezi ve ilçelerinde icra edilen bu Güreş çeşidi yıllardır yapıla gelmektedir.Şalvar güreşi çok eski geleneklere dayanan ve Türkmenler tarafından yapılan bir güreş türüdür.Kısa şalvar adından da anlaşılacağı gibi keçi yününden yapılır.Şalvarın ağız kısmına kösele deri dikilir.Bağı ise kalın örme ipten yapılır.Kısa şalvar diz üstünde baldırın orta yerine gelecek uzunlukta dizayn edilir.Kahraman Maraş yöresinde yapılan tüm güreşlerde bu tür şalvar kullanılagelmiştir.Yapılışı çok eskilere dayanan bu güzelim Güreş şimdi sadece Kahramanmaraş’ın Bertiz , Baydemirli ve çevresinde yılda bir defaya mahsus olmak üzere Festival şeklinde tanzim edilerek bu ananenin yaşatılmasına çalışılmaktadır.
ŞALVAR GÜREŞİNDE TEKNİK UYGULAMA

1-Kısa şalvar güreşinde tüm teknikler ayakta yapılır
2-Rakip alta düştüğü anda bir tek hamle şansı verilir.Bu hamlede sonuç olmaz ise genelde ayağa kaldırılır.
3-Dengenin son derece önemli olduğu güreş sporunda Ayakta muazzam bir denge unsuru oluşturan kısa şalvar güreşleri ata sporumuza bir çok şampiyonunun kazandırılmasında bir hayli büyük yararları olmuştur. Okumaya devam et…

Türk Sporları – Aba Güreşi

Türk Milleti tarihin her döneminde kendine has gelenek ve görenekleriyle birer kültür merkezi oluşturmuştur.Oluşturulan bu kültürlerin başında Spor ve Güreş kültürü gelmektedir.Güreşin içerisinde ise Türklere özgü bölgelere göre farklılık gösteren “YAĞLI-KARAKUCAK-KISA ŞALVAR GÜREŞİ-ABA ve SİNSİN GÜREŞLERİ vardır.

Toplumları anlamak ve değerlendirmek için önce onların değerlerini , örflerini, Gelenek görenek ve toplumsal değerlerini tanımak gerekir.Bütün toplumların kendine has kültürleri vardır.Bu kültürel değerler ülkelerin gücü ve propagandasını yapabildiği ölçüde evrensel bir niteliğe kavuşmuşlardır.

Bu gün unutulmaya yüz tutan Güreş türlerimizden biriside Aba Güreşleridir.Aba güreşi : Güreşçilerin sırtlarına ABA giyerek , bellerine kuşak bağlayarak yaptıkları güreştir.Günümüzde Hatay ve Gaziantep yörelerinde yapılır.Ancak her iki yörenin de Aba güreşi arasında uygulanış bakımından farklılıklar vardır.

Önceleri büyük şenliklerle yapılan güreş artık maalesef unutulmaya yüz tutmuş olup ancak yılda bir iki defa yapılmaktadır.Özellikle köylerde yapılan güreşlerde Düğün sahibi çevre köylere haber salarak “OKUNTU YOLLAYARAK” güreşçileri düğün güreşine davet ederdi. Okumaya devam et…

Türk Sporları – Güreş hakkinda bilgi.

Türklerde en eski spor türlerinden biride Güreştir.Güreş,zorlu bir doğa içinde insanların güçlerini ve güvenlerini kolları ile denedikleri ve aradıkları bir mücadele türü olmuştur.Dindirilmez bir yaşam isteği insanları birbirine saldırmaya ve devirmeye zorlamıştır.Türkler doğaya ve kuvvete düşkün kişilerdir.Doğudan batıya yelpaze gibi yayılan Türkler,yakın mücadeleyi her zaman ön planda tutmuşlardır.Güreşte insanların üstün olduklarını kanıtlamak güçlerini topluma kabul ettirmek için uyguladıkları bir mücadele biçimidir.Böylelikle bir kişinin kuvvetini öteki kişilerle oranlama imkanı bulunur.
İlk çağlarda güreş, elbette bir tür boğuşmadır. Orta Asya devirlerinde Türkler arasında yapılan güreş müsabakalarında güreşin sporculardan birinin ölümü halinde sona erdiği bilinmektedir. Manas Destanı’nda kaydedilen güreşler bu gerçeği aydınlığa kavuşturmaktadır. Okumaya devam et…

Türk Sporları – Cirit hakkinda bilgi.

Cirit; Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları bir Ata sporudur.

Türkler bu Atlı oyunu Orta Asya dan günümüze taşımışlardır. 16. yüzyılda bir savaş oyunu olarak kabul edilmişti. 19. yüzyılda Osmanlı ülkesi ve sarayının en büyük gösteri sporu ve oyunu oldu. Cirit aynı zamanda tehlikeli bir oyun olması sebebi ile 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasaklanmıştır. Daha sonraları tekrar popüler bir gösteri oyunu olarak yaygınlaştı.

Tarihin eski çağlarında insan topluluklarının ulaşım ve savaş vasıtalarından olan at sürüler halinde beslenmiş,günün şartlarına göre eğitilmiş savaş zamanlarında savaş vasıtası,sulh zamanlarında da spor ve eğlence vasıtası olmuştur. Savaşı spor haline getiren,sporu en güzel eğitim aracı bilen Türk kahramanlarının çağlar boyu kazandıkları zaferlerde canları kadar aziz bildikleri atlarının büyük hissesi vardır. Bunun için atlı cirit,Türklerin en eski milli sporlarından olup,canlılardan yapma ve konuşma özelliği olan insanla taşıma ve his gücü olan atın ve cansız 110 cm’ lik cirit sopasının en güzel uyum sağladığı insanla aklın bütünleştiği eski savaş kurallarının uygulandığı bir oyundur. Atlı ciritte erlik yaşar, mertlik yaşar, sportmenlik yaşar ama her şeyden önce bir tarih yaşar. Okumaya devam et…

Kilic hakkinda bilgi.

Süvari bir ulus olan Türklerde kılıcın her kişinin yanında taşıdığı bir araç olması çok doğaldır.Türkler at ve kılıçla tarih boyunca çağlar açmışlar,çağlar kapamışlardır.Kılıç Türklerde kutsal kabul edilmiştir.Demir ve onu eriten ateşin büyük bir ruhsal yönü olduğu kabul edilirdi.Demire büyük saygı gösteren Türkler bu nedenle kılıca da saygı göstermişler,yeminlerini kılıç üzerinde yapmışlardır.
İyi kılıç yapımı demiri bulan Türkler tarafından gerçekleştirilmiştir.Kamaların namlu denilen madeni bölümü daha da uzunlaştırılan Türk kılıçları dövme demirden ve ağırlıkları uç tarafa toplanacak biçimde yapılırdı.Her bozuluş yada kırılışta yeniden dövülerek kılıç biçimi veriliyordu.Türkler,kılıcın yapımında ve kullanımında de üstün yetenek göstermiş,kılıcın kullanım tekniğinde de büyük aşama yapmışlardır.Özel formüllerle yapılan kılıçlar yetenekli bileklerde büyük işler başarmışlardır.Tek vuruşta bir deve yavrusunu ikiye biçen bilek,yine tek vuruşta bir atlası ikiye bölüyor,kat kat yapılmış keçeyi doğruyordu. Okumaya devam et…