Farklılıkları Nelerdir

1 – Sayokan Uzakdogu Savaş Sanatları Kökenli midir ?

Her şeyden önce şu bilinmelidir ki, tüm savaş sanatlarında kullanılan el, ayak ve bedensel teknikler milletler veya sistem kurucuları tarafından yaratılmış teknikler olarak düşünülemez. Çünkü İnsanın tüm sahip olduğu bedensel imkânlar  Allah tarafından yaratılmış ve verilmiştir. Savaş sanatları kurucuları; yaratılıp insanoğluna verilen bu fiziksel imkânları disipline eder. Neye göre disipline eder? Savaş sanatından ne anladığına, ne elde etmek istediğine göre disipline eder ve bu disiplinleri yine kendi anlayışına göre kaide ve kurallar ile yaşamasını, devamiyetini sağlar. Bu anlayışla savaş sanatları tekniklerine bakarsak, Japon karate yumruğu, tekmesi, Kore tae kwon do yumruğu, tekmesi vs. gibi milletlere mal edemeyiz, gerçek bir bakış açısına da sahip olamayız. Örneğin; biçimsel olarak karate, tae kwon do ve kung-fu temel yumruklarının ve tekme tekniklerinin arasında ne fark olduğunu biçimsellikten, şekilsellikten yola çıkarak  izahını yapmak çok zor bir iştir. Çünkü dış gözle bakıldığında farklar, çıplak gözle ayırt edilemeyecek durumdadır. Dışarıdan bakıldığı zaman, benzer gelecek, aynıymış gibi görülecektir. Savaş sanatlarında amaç yumruklar veya tekmeler yaratmak değil zaten var olan ve bize Allah tarafından verilmiş olan bu imkânları disipline etmek amacı güdülür.

Tüm savaş sanatları el ve ayak tekniklerinin güçlü olmasını hedeflenmiştir. Tüm savaş sanatları kurucularının hedefi teknikleri en güçlü yapacak unsurları ve faktörleri kendi bilgi, deneyimleri ile bulmak, bunları disipline ederek; bu disiplinleri bedenimizde yetenekler seviyesine çıkarmak, bu yeteneklerle kişisel veya ordu boyutunda kullanılır hale getirmek olmuştur. Savaş sanatlarındaki bu boyut fiziki boyuttur. Manevi boyut (öğreti, felsefe(!), yol) ise, fiziki yetenekleri (teknikleri) destekleyecek, tarihi, kültürel, inanç, dil olarak  manalandırılmış boyutturki, perde arkasındaki amaç bir anlamda budur. Burada sistem kurucuları kendi milli, tarihi, kültürel ve dini öğretilerine başvurmuşlardır. Disipline ettikleri yeteneklerin en iyi şekilde icra edilmesi, buluşlarındaki haklılığın desteklemesi için bu yol kaçınılmazdır. Yani “bu savaş sanatını en iyi yapabilmeniz için bu öğretileri bilmeniz ve yaşamanız gerekmektedir. Yolunuz bu olmalıdır.” Diyebilecek tarihi kahramanları, inanç değerleri olacaktır. Örneğin, “tarihte şu veya bu savaşçılar böyle kahramanlık yapıp zaferler elde etmişlerdir., örnek alın.” Diyeceklerdir. Yani efsanelere, kahramanlık destanlarına ihtiyaç vardır. Elbette bu onların en tabi hakkıdır. Çünkü milletini, devletini seven insanlar, devletine, milletine hizmeti ön planda tutarlar. Burada da dini öğretiler ve ritüelleri devreye girer ve sistemin içini doldurur, sistem canlılık kazanır. Sosyal hayatımızda dengeleri oluşturacak tüm “gerekli” yaşamsal desteklerde dini öğretilerden alınmıştır.

Eğer doğal bir yumruk tekniğini Japonlara veya Japon savaş sanatlarına mal edersek bu gün tae kwon do, kung-fu vs başka savaş sanatlarının olmaması gerekirdi. Çünkü, görsel – şekilsel olarak tüm savaş sanatları bakıldığında birbirine benzemekte ve sorgulayanlara farklı gelmemektedir. Çünkü gerçekten savaş sanatlarının dışında olanlar uzmanlaşmamışlar için fark nerededir? Ama fark vardır. Biçimsel olarak aynı gördüğümüz tekniklerin hareket analizleri açısından, uygulama metot ve taktikleri açısından, konulan kaide ve kuralları açısından, birde donanımlandırdıkları tarihi, kültürel, dil açısından farklılıkları vardır. Bundan dolayı Çinin Kung-fu’su, Japon’un Karate’si, Kore’nin Tae Kwon do’ su vs. vardır, ayrı, ayrı mütaala edilmektedir. Bu pencereden baktığımızda da Sayokan’a diğer savaş sanatlarının benzeri, çeşidi, aynısı gibi gözle bakamayız.
Tüm sistem kurucularının etkilendikleri veya ilham kaynağı olarak aldığı bazı savaş sanatlarının disiplinleri olmuştur. Bu gayet normaldir. Fakat, her hangi bir sistemin aynısını alır, kendi diline çevirisini yaparsa buna farklı bir sistem denmez.  Fakat yukarıda saydığımız unsurları farklı olan sistemler, farklı savaş sanatları olarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda yumruk, yumruktur, tekme, tekmedir. Sadece sistem kurucularının bu unsurları nasıl, niçin, ne zaman ve nerede kullanılacağı noktasında buluşları, disiplinleri farklılıkları ortaya koyacaktır. Eğer bu farklılıkları farklılık olarak görmez, sadece dış gözün gördüğüyle değerlendirme yaparsak o zaman şöyle demek gerekir, otomobil, otomobildir. “Bunların hepsi aynı mekanik sisteme sahip olup birer araçtır, neden farklı markalarda, isimlerde üretiyorlar ki ?”  Neden otomotiv sektörü bir biri ile rekabet halinde ve milyarlarca dolarlar ile yatırım yapmışlardır.

Sayokan’da var olan tüm el ve ayak teknikleri “Yabgu” Nihat YİĞİT’ in mücadelede en etkili olacağına inandığı teknikler ve hareket analizleri, bu teknikleri destekleyecek kas guruplarını kullanarak elde edilen disiplinlere ve bu disiplinlerin kazandıracağı yeteneklere göre kurgulanmıştır. Bu anlayış ele alınırken özellikle tekniklerin insanın yaratısını zorlamayacak, yani kabiliyet seviyesi en az olan bir insanın bile bu disiplinleri gerçekleştirerek küçümsenmeyecek yeteneğe ulaşması hedeflenmiş, özellikleri (spesifik) yoğun ve zor olan disiplinli tekniklerden kaçınılmıştır. Yine mücadelede saldırılara teknik ile karşılık vermekten ziyade, stratejik değerlendirme, stratejinin sunduğu fırsatı teknikle sonlandırma yolunu tercih etmiştir ki bu anlayış başka savaş sanatlarında yoktur. Sayokan’da stratejik yapı tarihidir, başka savaş sanatlarında bulunmamaktadır. Hilal stratejisi, kurt kapanı, sancak (Türk bayrağını ve ayrıca güneş-ay kültünü ifade eder) tekniği, yukarıda incelerseniz, okulların yapısı, ayinler, törenler, kavramlara yüklenen anlamlar, kavramlar bütününde dilin Oğuz ve Kıpçak Türkçesi olması vs. Sayokan’ı diğer sistemlerden tamamen farklı kılar.

Malumunuz, diğer savaş sanatlarında (Uzakdoğu sporları) dini motifler ve ritüelleri, sistemin ruhunu oluşturmaktadır. Sayokan’da ise her hangi bir dinin dayatılması kaygılarını göremezsiniz.  Sayokan insanların dini inançlarına karışmaz. Ama evrensel ahlak dediğimiz, insanların sosyal hayatını olumlu şekilde düzenleyen disiplinleri ortaya koyar. Bu değerler ise tüm insanlık tarafından da bilinir. Irkçı, dini, coğrafi kümeleşmelere izin vermez. Tüzel kişilerin, kurumların, organizasyonların dini olmaz.  Ama insanın dini olur ve dinini yaşamakta en öncelikli hakkıdır. Tüzel kişilerin, kurumların, organizasyonun adaletli, hakkaniyetli, samimi, paylaşımcı, dayanışmacı bir kitleye sahip olabilmesi için elbette bir öğretisi olacaktır. Bu öğretilerin kaynağını din oluşturduğu gibi kültür de oluşturur. Yani kaynağını dinden alsa bile aldığı dinin sosyal, toplumsal öğretilerini doktrin olarak kullanabilir. Çünkü dinin sosyal ve toplumsal öğretileri, dinin  ibadet boyutunu kapsamaz. İnsanlar inançları gereği ibadetlerini yaparlar, yaşamlarını disiplin altına alırlar. Ama dini kimliklerini altında yaşadıkları kurumun kimliği gibi gösteremezler. Devletler de anayasalarını oluştururken dini öğretilerden alırlar, çünkü din sosyal, toplumsal hayatı disiplinize edecek emir ve öğretilerle doludur. Yani din olmazsa olmaz. Ama din başkalarının haklarını koruma noktasında da hassas olduğu için baskı, dayatma aracı yapılamaz. Kutsal dinimizin sosyal ve toplumsal tüm öğretileri Sayokan’ın içinde vardır. Bu öğretiler zaten evrenseldir. Örneklersek ; Başkalarının arkasından konuşmak, dedikodu yapmak, hırsızlık, namussuzluk, kamu malını gasp etmek, başkalarının istikballerinin üzerine oturmak, aile bağlarını zayıflatmak, fakiri fakir olduğu için hor görmek, zengini zengin olduğu için dost tutmak, başka ırklara saygı duymamak, egoist olmak, kendinden başkasını düşünmemek gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bu anlayışlar, dini ne olursa olsun dünya üzerinde hangi insan tarafından kabul görmez ki? Ama bu evrensel değerlerin üzerine bir din adı koyar ve empoze etmeye kalkarsanız, başkalarının inançlarını dikkate almamış olursunuz. İşte diğer savaş sanatlarında mensup olduğu dini, biraz daha baskın görüyoruz. Yani uzakdoğu savaş sanatlarında Budizm baskındır. Ritüellerinde dayatma vardır. Japon savaş sanatlarında kurucuya, ustaya secde, savaş sanatının bir ritüelidir, ama Müslüman biri Allah’tan başka kimseye secde etmez. Bu örnekler çoğaltılabilir.  İşte Sayokan’da böyle bir yapı göremezsiniz.  Sanırım bu da bir farklılık, başka insanların inançlarına saygıdır.

2 – Cenklerdeki (Müsabakalarda) Anlayış farkları nelerdir ?

Yukarıda da bahsettiğim gibi sistem kurucuları sistemlerinin yarışma alanlarında kullanılmasını arzu ettiklerinde, kaide ve kuralları da yine kendi anlayışlarına göre  hazırlarlar.Ve sistemler kaide, kurallar, yani uygulanım alanında da farklılaşırlar. Bu alanı üç başlık altında ele alabiliriz.

a - Sadece estetik kaygılardan ve sistemin tekniklerinin kontrollü olmasından dolayı yumuşatılmış kurallı sistemler. Shotokan, Wadoryu, Gojuryu, Shitoryu Karate vb. sistemler. Ayrıca koruyucularda kullanırlar.

b – Hem estetik hem de sistemin tekniksel sonuçlarını görememe kaygılarından dolayı, sertlik – yumuşaklık derecesini ortaya koyan kurallı sistemler. Tae Kwon Do, Kick Boxing, Muai Thai, Sanda vb. gibi sistemler. Bu sistemler baş bölgesine el teknikleri ile vuruşlu – vuruşsuz oluşlarına göre küçük farklılıklar gösterseler de, anlayış olarak aynıdırlar. Örneğin kick boxing te yüze vuruş vardır, bundan dolayı eldiven mecburiyeti vardır. Tae Kwon Do’ da yüze el teknikleri ile vuruş yoktur, eldiven yoktur gibi. Kick Boxing ve Muai Thai sistemlerinin amatör ve profesyonel olmaları ile ortaya koydukları farklılıklara girmiyorum.

c – Psikolojik ve fiziksel sınırları zorlayan, estetik kaygılardan ziyade; yarışmaya gladyatörlüğün, kahramanlığın, yiğitliğin tüm unsurlarını ortaya koyan kaide ve ritüellerinin olması. Tabi bu madde de yer alan özellikler bazı sistemlerde benzer noktalar oluşturabileceği gibi farklılıklarda oluşturmaktadır. Örneğin, Kyokushinkaikan Karate, Ashiharakaikan Karate, Enshinkaikan Karate, Seidokaikan Karate, Shidokan Karate tabiatı ile Sayokan aynı kulvarda yer alıyormuş gibi görünürken, sistem kurucusunun  teknik ve kaidelerin uygulanabilmesi için ortaya koyduğu anlayış da farklılıkları oluşturur.Örneğin Shidokan Karate ringde yapılır, yarışmanın yerde de uygulanmasını sağlayan yer teknikleri vardır. Bu sistemin içinde yer alan yer tekniklerinin de yarışmada uygulanması isteğinden doğmuştur. Kyokushinkaikan, Ashiharakaikan, Enshinkaikan karate ise bire bir benzerlikler gösterir. Sadece fark kyokushinkaikan Karate’nin dünya kupasında sıklet anlayışı yoktur. Ve tüm bu sistemlerin yarışmaları kapalı alanda icra edilir. Sayokan’ da ise kahramanlık oyunları yaz aylarında (tarihsel bir anlayıştır) çim üzerinde yani açık alanda icra edilir. Tutma serbesttir. Ritüelleri tamamen farklıdır. Hilal anlayışının tekniksel yeteneklerle icra edilmesi önemlidir. Yani tekme ve yumruk atan iki alpın salt fiziksel dayanıklılığı baz alan mücadelesi yeterli değildir. Bunlar Sayokan’ın kaygılarıdır.      Netice itibari ile şahsımın savaş sanatlarına bakış açısı da Sayokan’a yansımıştır. Nedir bu anlayış ?

1 – Bir savaş sanatı sistemi, sadece kendi disiplinlerine göre eğittiği rakibine karşı mücadele yöntemlerini kapsamamalı, yani her türlü konum ve koşullarda her çeşitten rakibe karşı mücadele edebilmenin stratejik öğretilerini ve disiplinleri sağlamalı. Savaş sanatı kişiyi gerçekle yüzleştirebilmeli, filmlerde kullanılan bir savaş sanatı olmamalı.

2 – Özellikli unsurlar, yani savaş sanatlarına karşı özel kabiliyetleri olanlara hitap eden değil, her kabiliyetten insanların yapabileceği bir teknik yapısının olması.

3 – Tekniklerin uygulama yöntemi fantastik olmamalı.

4 -  Mesleki alanda yani askeri ve güvenlik alanlarında gerçekten kullanılabilir olmalı.